muhteşem yüzyıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhteşem yüzyıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2011 Perşembe

KANUNİ VE DİNE VERDİĞİ ÖNEM

TELEVİZYONDA YAYINLANAN MUHTEŞEM REZALET DİZİSİNDE KANUNİ,HAREM VE KADIN DÜŞKÜNÜ,ZEV-Ü SEFAYA ÖNEM VEREN BİRİ OLARAK GÖSTERİLMEYE ÇALIŞILARAK YENİ NESLİN AKLINDA OSMANLI'YI VE BÜYÜKLERİMİZİ KÖTÜ GÖSTERME AMACI GÜDÜLMEKTEDİR.
BİZLER DE BU KONU İLE İLGİLİ ÜZERİMİZE DÜŞENİ SONUNA KADAR YAPACAĞIZ.OSMANLI'YI DOĞRU OLARAK ANLATMAYA ÇALIŞACAĞIZ.BUNLARDAN BİRİ OLARAK KANUNİ VE DİN İLE İLGİLİ BİR KISA SALYTIMIZ OLACAKTIR.İZLEMENİZİ VE ANLATMANIZI İSTİRHAM EDERİZ.

28 Ocak 2011 Cuma

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN HAN'IN SON SEFERİ

Böyle mânevî kuvvetlerle de takviye edilerek dünyâ coğrafyasına hükmeden, târihi elinin çizdiği mecrâdan akıtan dâhî pâdişâh, büyük cihângir Kânûnî Sultan Süleyman Han, şahsiyeti ve icraatı ile tam ve emsalsiz bir ihtişâmın temsilcisidir..


 Güçten ve tâkatten kesilmiş olduğu halde iştirâk ettiği Zigetvar seferi, O’nun rûhundaki hamle, gayret gücü ve îmân çağlayanını göstermeye kâfîdir.


 Devrindeki sayısız sefer ve fütûhâtın çoğuna bizzat kendisi iştirâk ve kumanda etmiş bulunan Kânûnî, son seferi olan Zigetvar’a çıkacağı zaman, Sadrâzam Sokullu huzûruna gelerek:


 “–Sultanım, ümmete sayısız zaferler hediye ettiniz!. Yoruldunuz!. Ömrünüzü âlem-i İslâm’a vakfettiniz!. Bu seferin meşakkatine bu yaşta katlanmanız müşküldür. Bu sebeple siz, İstanbul’da kalıp idâreye devâm ediniz. Ben ve vezirler, paşalar sefere iştirâk edelim. Gözünüz arkada kalmasın!..” dedi.


 Ulu Hakan Kânûnî, Sokullu’ya dedi ki:


“–İyi dinle Sokullu!.. Bu vasıyetimi, benden sonra gelecek nesle de aktar!. Bir pâdişâh, dâimâ askerleri ile birlikte sefere çıkmalıdır. Asker, pâdişâhını yanında görünce şecâati artar!. Düşman ise, pâdişâh sefere iştirâk ettiği için karşısındaki orduyu çok güçlü görür. Kuvve-i mâneviyyesi bozularak cesâreti kırılır. Harbi kazandıran asıl sâik, mânevî kuvvettir! Bizlerin çocuk yaştan beri devlet idâresinde sayısız tecrübemiz vardır. Seferlerde bu tecrübeye âcil ihtiyaç duyulan durumlar meydana gelebilir. Anlar, dakîkalar çok zaman kaderin akışını tâyin eder. Bu sebeple, yaşlı olmama rağmen sefere iştirâk edeceğim!..Sarayda kalıp, baş yastıkta ölürsem, yarın rûz-i mahşerde fâtih cedlerimin huzûruna nasıl çıkabilirim?!.”


 Sokullu da:


 “–Karar Pâdişâh’ımındır..” mukâbelesi ile sükût etti.


  Pâdişâh, ilerleyen yaşı sebebiyle aylar süren bir yolculuğu, at sırtında nasıl tamamlayabilecekti?!. Bunun için, at üstünde dik durabilsin ve askerlere dinç görünebilsin diye sırtına kuşak gibi urgan sardılar.

İlber Ortaylı muhteşem Yüzyıl için ne dedi?

Muhteşem Süleyman büyük bir mareşal, usta bir kuyumcu, beğenilen bir şairdi. Yaptıklarını ve yaşadıklarını, bir hükümdarın ne olduğunu anlayarak değerlendirmek gerekir. Kanuni üzerinden aleme ders vermek manasızdır.

Çağdaşı olan Türkler ve bütün imparatorluk tebaası ona Kanuni demeyi tercih etti; oysa yaptığı kanunlar kendisinden evvel yapılanların bir derlemesi gibidir. Bu kanunnameler toplumun hayatı için elzemdi. Kanuni de hepsinden daha mükemmelini yaptı. Arazi meselesinin düzenlenmesi en önde gelenidir, bu nedenledir ki tebaası onu "Kanuni" diye nitelendirdi. Ama bütün dünya ona "Muhteşem" diyordu.

Avrupa'da ulusal devletlerin oluşmaya başladığı, ortaçağ monarşilerinin yeni dünyaya intibak kavgası verdiği bir devirde tahta geçti. O padişah olduğu sıralarda Macaristan baştan ayak György Dosza (Erdelli bir küçük soylu) başkanlığındaki köylü ayaklanmaları sarsılıyordu. Almanya köylü ayaklanmalarını, İngiltere Protestan-Katolik din reformu kavgalarının yaşıyordu. Her yerde de hükümdarlar kan ve zulüm ile ayaklanmacıları yok edip güvenliği yeniden kurdular.

Yerinde duramayan bir komutandı
İspanya ve Avusturya Habsburgların elindeydi, bunlar üstelik Almanya imparatorluk tacı için de seçilirlerdi. Kendilerinden yaka silken Fransa'ydı. Kanuni devri kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa diplomasisine vakıf olduğu ve Avrupa'yı birbirine düşüren politikalar tertiplediği, güttüğü bir devir olmamıştır.

Kanuni 1495'te Trabzon'da doğdu. Babası Yavuz Selim oranın sancak beyiydi; anası aksini iddia edenler olmakla birlikte Kırım Hanı Mengli Giray'ın kızıdır deniyor. Galiba büyük Mareşal Yavuz Selim Han ona dikensiz gül bahçesi gibi bir taht hediye etmiştir.

1520'de, 25 yaşında Osmanlı tahtına oturdu. Mükemmel bir askeri eğitim almıştı. Adet olduğu üzere Enderun'da içoğlanlarıyla birlikte ve zaman zaman özel olarak eğitim gördü. Günü geldi Manisa'da Saruhan sancakbeyi oldu. O dönemde tek eşi şehzade Mustafa'nın annesi Mahidevran'dı. Bazıları nikahsız eşi diyor, padişahın nikahı bir hadise değildir. Düğün dernek olmaz, bir şehzadenin mürüvveti, onun sünneti düğünüdür.

Genç hükümdar bilgiliydi. Tahta çıktığının ertesinde 1521'de Belgrad'ı aldı. Macaristan'ı Tuna'nın güneyinden itmişti ve Fatih'in alamadığı yeri Osmanlı mülküne kazandırmıştı. Ertesi yıl Rodos'u aldı. O da Fatih kuşatması geçirmiş bir adaydı. Ortaçağ Hıristiyan dünyasının ünlü tarikatı St. John şövalyelerinin merkez üslerindendi. Kuşatmada vira ile teslim oldular. Canları ve malları bağışlandı. Aman verilmeyenler, kalenin içinde bulunan Fatih'in talihsiz şehzadesi Cem Sultan'ın torunları ve torun çocuklarıydı. İki kuşaktır Hıristiyandılar. Katledildiler.

1526'da gün boyu süren savaşla Avrupa'nın kudretli Macaristan'ı ortadan kalktı. Hünkar yerinde duramayan mareşallerdendi. O dönemin içinde başka seçenek de yoktur. 1534'te Mezopotamya seferini yaptı, Bağdat ve Tebriz'i zaptetti. Preveze Deniz Savaşı ile Akdeniz'de Osmanlı'nın ağırlığı hissedildi. Ömrü Avusturya ve İran harpleriyle geçti.

Hürrem ölene kadar ona hep sadık kaldı
Son sağlam kaleyi, Zigetvar'ı fethetmeden bir gün önce ölmüştür. Ölümü askerden gizlendi ve hünkarın tahmit edilen vücudu giydirilerek seferin başındaymış gibi ta İstanbul'a kadar ordunun başında getirildi. İç organları Zigetvar sahrasında gömüldü. Macarlar 1980'lerde o türbeyi Turgut Cansever'e restore ettirdiler ve bizim yapmadığımız bir şey yaptılar, dev bir Kanuni heykelini de Zigetvar sahasının ortasında diktiler.

Osmanlı tarihinin en büyük portreleri onun asrındaydı: Veziriazam Sokullu Mehmet Paşa, Şeyhülislam (o zaman müftü denirdi) Ebusuud efendi, Kemal Paşazade ve Taşköprülüzade gibi tarihçi ve alimler, Mimar Sinan gibi dahi sanatçılar... Ortam müsaitse dahiler birbiri ardına açılır.
Bütün askerler gibi Kanuni de ten zevkinden uzak kalamaz. Ama onun kadar romantik ve edip bir adam yoktur. Kılıç tutan eli kuyumcu eğesini de aynı maharetle kullanır. Hünkar birinci sınıf bir kuyumcudur. Dahası Muhteşem Süleyman monogamdır, tek eşin tadını çıkaracak maharette biridir. Hürrem ölene kadar Kanuni ona sadık kaldı. Hayatı boyu sadık kaldığı eşi birlikte olduğu Hürrem Sultan'dı.

Kanuni üzerinden aleme ders vermenin bir manası yoktur. Büyük dedesi, dedesi, babası gibi saray dışında seferde öldü.

1520 ile 1566 arasında dünya tarihi mareşal görmüştür, Venedik'in ustalarını bile imrendiren bir kuyumcu görmüştür, Türk milleti şairler asrında şiirleri pekala okunan ve darb-ı mesel haline gelen bir şair görmüştür.

İki şehzadesini ve torunlarını katletmek zorunda kaldı, en çok sevdiği oğlu Şehzade Mehmet'in ölümünü gördü. Uzun saltanatında bir Avrupa ve Ortadoğu imparatorluğunun sahibiydi. Çileli ömürdür, yaptıklarını ve yaşadıklarını bir hükümdarın ne olduğunu anlayarak değerlendirmek gerekir.